Cumartesi ve Pazar İse Giriş Yapılır Mı?
Herkesin kafasında belli bir soruyla yaşıyoruz: Cumartesi ve pazar günleri işe gitmek ne kadar doğru? Bazen hafta içi yaşadığımız tempoyla cumartesi sabahı masaya oturduğumuzda, “Ya, burası ofis değil, neden buradayım?” diyerek uyanıyoruz. Ancak bir taraftan da bazıları “Cumartesi pazarı işte, ne var bunda?” diyerek işlerini yapmaya devam ediyor. Şimdi gelin, bu konuda keskin bir çizgide inceleme yapalım. Benim fikrim nettir: Haftasonu işi, hayatımızın çalınmasıdır.
Cumartesi ve Pazar İşe Giriş Yapmanın Avantajları
İsterseniz önce avantajlardan başlayalım. Kim bilir, belki de gerçekçi olmak gerekiyor ve bazı açılardan bu çalışma düzeni gerçekten mantıklı olabilir.
1. İşlerinizi Hızla Tamamlama İmkanı
Cumartesi veya pazar günleri işe gitmek, aslında bir çeşit “işe kesintisiz odaklanma” fırsatı da sunabilir. Haftanın diğer günlerinde telefonlar, toplantılar ve diğer dağınık işler insanın işine odaklanmasını zorlaştırabiliyor. Haftasonu, etrafın sakinliği sayesinde ne yapmak istediğinizi net bir şekilde görebilir, kafa karıştırıcı şeylerden uzak durarak hızlıca işinizi bitirebilirsiniz.
2. Daha Az Rahatsız Edici Müdahaleler
Evet, evet… Kimse size “Bir çay içer misiniz?” diye gelmeyecek, kimse sizin ekranınıza bakarak işinizi incelemeyecek. Bu, gerçekten önemli bir avantaj. Çünkü bazen işler o kadar yoğun oluyor ki, saat 5’te bilgisayar başında “Neredeyse bitti!” diye bağırmak yerine, sadece kafanızı kaldırıp “Yine başlamadım mı?” diyorsunuz. Haftasonu işe gitmek, her türlü dış müdahaleden uzak kalarak işinizi tamamlama fırsatı sunuyor.
3. Daha Az Stresli Çalışma Ortamı
Pazar sabahı bir kahve alıp ofise gitmek, pazartesi sendromunu önlemek için bir çözüm olabilir. Çünkü cumartesi sabahı işe gitmek, cumartesi akşamını stresten uzak, rahat bir şekilde geçirme şansı tanıyabilir. Hafta içindeki gerginlikten sıyrılıp, bir hafta sonu işini rahatça bitirmeniz mümkün olabilir. Yani, haftanın en ağır günü pazartesiye kaymadan, o ekstra yükü cumartesiye koymak… Bunu seviyorum, diyorum.
Cumartesi ve Pazar İşe Giriş Yapmanın Zayıf Yönleri
Evet, şimdi de bu fikrin nereye kadar sağlıklı olduğuna bakalım. Çünkü haftasonu işe gitmek dediğimizde, işin “özgürlük” kısmı kayboluyor. Bu da hiç hoş bir durum değil.
1. Hayatın Dengesizleşmesi
Pazar günü ofiste olmanın anlamı nedir, bir düşünün: Cumartesi akşamı bir gece hayatı veya sosyal plan yapamıyorsunuz çünkü sabah işe gitmek zorundasınız. Hafta içi zaten ofisteyken, hafta sonu da çalıştığınızda, kişisel hayatınızdan kalacak ne var? Sonuçta hafta sonları, dinlenme, yenilenme ve keyif alma zamanıdır. Cumartesi günü bilgisayar başında olmak, insanın bedenine de ruhuna da zarar verir. Hepimizin “hayatımda bir şey eksik” dediği o anlar, böyle başlar işte.
2. Sürekli Koşuşturma ve Yorgunluk
İşin bir başka sıkıntılı yanı da sürekli koşturma hali. İşe gitmek ve dönmek, her gün trafikle boğuşmak… Yani, haftasonu zaten çalışmak zorunda olduğunda, geriye sadece yorgunluk kalıyor. Bunu kabul etmek zor olsa da, hafta içi yaşadığınız koşturmacayı hafta sonu da yaşadığınızda, bir noktada hayatın tadı kaçıyor. Artık sadece “iş ve daha fazla iş” var, oysa biraz da nefes almak gerek.
3. Aile ve Sosyal Hayattan Uzaklaşmak
Haftasonları, genellikle aileyle vakit geçirilen, arkadaşlarla dışarı çıkılan, doğada geçirilen zamanlardır. Ancak iş devreye girdiğinde, insanlar bu fırsatları kaçırabiliyor. Cumartesi günü ofise gitmek, kişisel bağları da zedeliyor. Örneğin, bir arkadaşınızla plan yapmanız gerektiğinde, ya da aile ziyareti için fırsat yaratmanız gerektiğinde işler birbirine girebiliyor. Böylece, sosyal hayattan uzaklaşıyor ve insan ilişkilerinin zayıflamasına neden oluyorsunuz.
Çalışma Hayatının Yeni Yüzü: Sınırlar Olmalı Mı?
Bu konuda kafa karıştırıcı sorular da var tabii. Mesela: “Bu kadar sosyal medya çağında, haftasonu çalışmak neden bu kadar ilginç?” veya “Gerçekten sabah işe gitmek için saatlerce hazır mı olmak zorundayız?” İş dünyasında sınırlar koymak, belki de son zamanların en büyük sorunu. Birçok işveren, çalışanlarına her an ulaşılabilir olmayı bekliyor. Haftasonları da bu zorunluluk dahilinde olabiliyor.
Bence şunu sormak lazım: İnsanın zihinsel sağlığı, bir şirketin finansal başarısından daha mı önemsiz? Gerçekten hafta sonları çalışarak daha verimli olabileceğimiz söylenebilir mi? Haftasonunda, insanın en değerli şeyi olan “dinlenme hakkı”nın yitirilmesi, sadece iş hayatına değil, tüm yaşam kalitesine zarar veriyor.
Sonuçta Ne Oluyor?
İşin kötü yanı, “Cumartesi pazar çalışmak” zaten birçok sektörde bir zorunluluk haline gelmiş durumda. Hangi sektörde olduğuna bağlı olarak, bu alışkanlık bazı yerlerde daha yaygın, bazı yerlerde ise neredeyse “görülmeyen” bir şey. Ama burada önemli olan şey şu: İnsanlar ne kadar çok çalışırsa, o kadar çok verimli olduklarını sanıyorlar. Ancak, verimlilik sınırları, bence tatmin olma duygusuyla ölçülmeli. Ve tatmin olmadığınızda, “yeteri kadar çalışıyorum” duygusunu kaybediyorsunuz.
Sonuç olarak, hafta sonu işe gitmek kişisel bir tercih olabilir ama, bizlere sunulması gereken bir seçenek değil. Çünkü asıl mesele verimli çalışmak, aralıksız değil, dinlenmeye de fırsat tanıyarak çalışmaktır. Bu noktada sabahları gözümüzü açtığımızda “Ofisteyim, buna mecburum” dememek, özgürlüğü yakalamak gerektiğini düşünüyorum.